İnsan bazen bildiğini söylemez. “Ben bilirim.” demekten çekinir, karşısındakini kırmamak için susar. Her söylenene başını sallar, her fikre eyvallah eder. Bunu da mütevazılık zanneder.
Oysa susmak her zaman erdem değildir.
Öyle zaman gelir ki, sen sustukça kendini bilen bilmez, bilen susar; cahil konuşur. Sen geri durdukça, hayatında bir adım atmamış olan sana yol tarif etmeye başlar. Hiç yük taşımamış olan, senin omzundaki yükün nasıl taşınacağını anlatır.
Mütevazılık, kendini küçültmek değildir. Bilgini inkâr etmek, tecrübeni yok saymak hiç değildir. Asıl tevazu, bildiğini bilmek; bilmediğini de kabul etmektir.
Her söylenene “haklısın” demek olgunluk değildir. Bazen en doğru söz, “Hayır, burada yanılıyorsun.” diyebilmektir.
Çünkü haddini bilmek kadar, başkasının haddini bilmesine izin vermek de önemlidir.
İnsan ne kibirlenmeli ne de kendini değersizleştirmeli. Yerini, sözünün kıymetini ve susacağı zamanı bilmeli.
Zira fazla eğilirseniz, sırtınıza basarak yükselmeye çalışanlar çıkar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder